BİLİNÇALTININ MİTİ

Doğa ve mitoloji arasında kurulan sıkı bir bağ vardır. Çünkü insan, evrenin ve kendi var oluş süreciyle ilgili farklı, ilginç görüşler ortaya atarken doğanın sunmuş olduğu her şeyden faydalanır. Bu tahminler, görüşler altında da farklı mitlerin ortaya çıktığını görüyoruz. İnsanlar bunu neden yapıyor peki? Okuduğumuz birçok mitte ilk hikaye evrenin yaratılışıyla igili yani insanlar her zaman bir köken arayışı içinde olmuştur. İnsan kendinin yaratılışını düşünürken bilinçaltının derinliklerine inerek kendini her seferinde farklı bir şekilde üretir.İnsan toplulukları tarım devrimini gerçekleştirdikten sonra başta yaratılış konusu olmak üzere kendilerini sorgulamaya iten birçok konu hakkında düşünmeye ve bu konuları sağlam temellere dayandırıp kendilerince açıklamaya çalışmışlar. Bu eylemlerinin sonucunda da “üstün varlıklar” fikirleri türer. Üretilen bu mitolojik hikaye ve karakterlerin günümüzde insanların hayatlarının birçok alanında izlerini görürüz. Demem o ki hiçbir şey boşuna ortaya atılmamıştır. Bir şeyler yaşanmıştır, deneyimlenmiştir ve bugüne kadar insanoğlu aynı özellikler çerçevesinde farklı dönemlere kadar gelmiştir. Biz yaratılışımızın bir amaç için olduğuna inanırız. Her mitoloji, insanın kendini, evreni ve kozmosu anlamamızda bir kapı oluşturmasının yanında bazen anlam veremeyeceğimiz kadar bizi düşündürür. İnsan mitlerin bilirse aslında var olanın kökünü de bilir. Günümüzde dünyanın en bilinen mitoloji örneklerinden Yunan Mitolojisi, Viking Mitolojisi, Mısır Mitolojisi, Hint Mitolojisi ve Çin Mitolojisi örnek verilebilir. Bu mitolojilerin temel ortak özellikleri canlıların ve dünyanın yaratılışlarını açıklamalarıdır. Mitlerin birçoğunda bulunan karakterlerin ve mekanların adları farklı olsa da temelde anlatılan hikayeler neredeyse birbirlerinin aynısıdır. Ancak bu anlatılara derinlemesine bakıldığında yaratılan tanrısal karakterlerin insani özellikler taşıdıkları, hatalar yapabildikleri ve hatta birbirlerine cezalar verdiklerini görürüz. Eski insan toplulukları bu doğaüstü varlıkların öfkelerinden korunmak için çeşitli ritüelleri yerine getirirler, tapınaklar inşa ederler, onlara adaklar sunarlar. Hint mitolojisinin en önemli karakterlerinden biri Krişna inanca göre dünyaya inek bedeninde gelmiştir. Tekrar kendi evrenine döndüğünde silüetine büründüğü inekte bazı tanrısal özellikler bırakmıştır. Bu nedenle inekler günümüzde Hindistan’da kutsal kabul edilir. Biz bilinçaltımız ve inandıklarımız kadar varızdır. Şuurumuz ne kadar farklı olursa o sayıda da mitler ortaya dökeriz.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum