Bağlılık…

Biri ile tanışırsın ancak ilk görüşte aşk değildir bu. Sadece ilk görüşte hayranlık duyarsın ona. Huyu huyuna, suyu suyuna denktir. O seni seviyor ve değer veriyordur. Yani en azından bunu belli ediyordur. Sen de onu seviyorsundur. Ama bu sevgi zamanla bağlılığa, sonra ise takıntıya dönüşür. O kişi sana artık eskisi kadar değer vermeyince ise roller değişir. Takıntılı kişi oyken, bir anda sen olmuşsundur.  Onun sana değer vermediği her an, ona daha çok bağlanırsın hatta. Onun sana eskiden verdiği ilgiyi ve sevgiyi özlemişsindir aslında. Senin canını her yaktığında, ondan daha çok nefret edersin. Ama ona olan bağlılığın öyle artmıştır ki, o iğrenç birisi olsa bile ondan soğuyamıyorsundur. Aslında bu elinde olan bir şey değildir. Çünkü aklın ve bedenin; acı çekmeye, zarar görmeye alışmıştır. Ve sen, sana yaşattığı onca şeyden sonra hala ondan kopmamak için sebepler arıyorsundur kendince. “Belki de suç bendedir..?” diye düşünmüşsündür hatta. Ancak bunların hepsi senin çaresiz çırpınışındır. Aşk sarhoşu olmuşsundur. Başkası yapsa seni o kişiden soğutacak şey, o yapınca gözüne bile çarpmaz. Sen onun kusurlarını çoktan kabul etmişsindir. Onu tam hayatından çıkaracakken, sana tekrar umut verir. Tıpkı ilk tanıştığınızdaki gibi değer ve sevgi verir sana. Yani en azından, sen öyle sanarsın. Ne kadar üzüldüğünü ve üzüleceğini bilsen de sen de ona karşılık verirsin. Ve bu döngü böyle devam eder…

Sen gerçekten aşık olmuşsundur. Ama yanlış kişiye.

Bunlar benim malum kişiye olan hislerimin hepsi. İçimi döküp anlatmak istedim. Peki bunların hepsinin farkında olup, hala onu sevmem saçmalığı..? Bilemiyorum… 

okur

Yazar: bella

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.