Atatürk'ün İlk Aşkı

Mustafa Kemal’in ismini dünyanın dört bir yanındaki insanların bile duyduğunu biliyoruz . Ama biz de dahil çoğu kişi onu asker kimliğiyle tanıyor. O bir asker, kahraman, gazi, başöğretmen. Ama aynı zamanda o da bir insan, bizim gibi duyguları, ilişkileri yani özel hayatı da olan bir insan. Bizim için böylesine önemli olan birini sadece bir devlet adamı olarak değil de bir insan olarak daha yakından tanımamız gerektiğini düşünüyorum. 

Bugün sizlere Balkanların Romeo ve Juliet’inden bahsedeceğim yani Mustafa Kemal ve ilk aşkı Manastırlı Eleni Karinte. 1800 lü yılların sonu, Atatürk 18-19 yaşında bir genç iken Eleni’yi Manastır’ın  Şirok sokağındaki evlerinin balkonunda görüyor. Daha sonra Eleni’nin isim günü kutlama partisinde tanışıyorlar ve birbirlerine karşı tutkulu bir aşk duymaya başlıyorlar , Atatürk o anı “Tuhaf bir durum, içimden bir şeyler kopup kurtulmuş gibi” diye anlatıyor. Ve böylece Atatürk ile Eleni gizli gizli buluşmaya başlıyor Makedonya sokaklarında.

Gizli gizli diyorum çünkü Eleni’nin babası  soylu bir aileden gelme Ortodoks ve kızını da kendi gibi soylu bir hristiyanla evlendirmek istiyor fakat Mustafa Kemal hem Türk hem Müslüman hem de bir memur çocuğu anlayacağınız  bu aşka karşı çıkıyor. Ama Mustafa Kemal ve Eleni’nin aşkına kimse engel olamıyor ve gizli gizli görüşmeye, buluşmaya devam ediyorlar. Bu aşkın en büyük şahidi ise Manastır halkı diyebiliriz. Manastır halkı bu aşktan çok etkilenmiş, adeta hayran kalmış dillerden dile dolaşmış, adına tiyatrolar yazılıp oynanmış ,öyle ki bu aşk adına bir film bile çekilmiş Balkanlar’da. Filmin ismi “Muhteşem Atatürk’ün Aşkı”. Ee boşuna Balkanların Romeo ve Juliet’i dememişler. Bugün Manastırdaki Şirok sokağına gidip Türk olduğunuzu söylediğinizde sizi mutlaka Eleni’nin evine götürüp bu aşk hikayesini anlatmaya başlarlar. Bizzat şahit olduğum için söylüyorum. Manastırda iken Makedon bir abiyle tanışmıştım, Türk olduğumu öğrendiğinde heyecanla beni kolumdan tutup bak sana ne göstereceğim dedi ve beni Eleni’nin evinin önüne getirdi. hatta bu aşk hikayesini de ilk kez o Manastırlı abi sayesinde duymuştum. Bu hikayeyi bilmediğimi öğrendiğinde o çok şaşırmış bense biraz mahcup olmuştum. 

Hikaye buraya kadar çok güzel ama bir gün Eleni’nin babası Mustafa ve Eleni’yi buluşurken görüyor ve öfkelenip  Eleni’yi eve kapatıyor. Bu sefer de mektuplaşmaya başlıyorlar. Ama bir türlü kavuşamıyorlar , Eleni’nin babası kararlı, bir Müslüman’a verecek kızı yok, Mustafa Kemal desen gencecik yaşında okumak için geldiği bu gurbette elinden hiçbir şey gelmiyor. Eleni , Mustafa Kemal’i unutamıyor ve ömrünün sonuna kadar bir başkasıyla evlenmiyor , tam seksen yaşında hayatını kaybediyor. Seksen yıl boyunca bitmeyen , unutulmayan bir aşk .. Bu yazıyı Eleni’nin Bitola Müzesinde sergilenen (ki burası aynı zamanda Atatürk’ün de okulu oluyor )dillerden dillere dolaşan o meşhur mektubuyla bitirmek istiyorum:

“Kemal Atatürk’e,

Bir zamanlar bir yerde…

Çok seneler geçti, ben hâlâ her gün senden haber bekliyorum.

Herhangi bir zamanda mektubumu alırsan, beni hatırla.

Kâğıttaki gözyaşlarımı göreceksin.

Yıllar geçiyor. Buralarda seninle ilgili çok şeyler konuşuluyor.

Bir şeyler oluyor.

Bu satırları okurken başka kadını seviyorsan, mektubumu yırt ve ona sor:

‘Manastırlı Eleni Karinte adında birinin, bir günlük tanıdığı ve âşık olduğu adama bütün ömrünü harcamış olduğuna inanıyor mu?’

Benim seni sevdiğim kadar, o kadını o kadar çok seviyorsan, kendisine hiçbir şey söyleme.

Senin kadar mutlu olmasını diliyorum.

Fakat balkondaki kızı hatırlıyorsan ve başkasını sevmiyorsan, seni beklediğimi ve ömrüm boyunca bekleyeceğimi bilmeni istiyorum.

Döneceğini, beni unutmayacağını biliyorum…

Babam vefat etti.

Beni senden ayırdığından tam bir yıl geçti, beni eve kapattı ve bir ay çıkmama izin vermedi.

Ağlıyordum. Biliyordum, tüm kilitleri ve hapisleri boşunaydı.

Beni evlendirecek olduğu adamı sadece bir kez gördüm ve kendisi bana onu sevebileceğimi söyledi.

Ben kendisine, ‘Hayır, ben sadece ilk aşkımı seviyorum’ dedim.

Bir daha da görmedim.

Babam beni hiçbir zaman affetmedi, ben de kendisini.

Ölmeden birkaç gün önce yanına çağırdığında, ‘Eleni, biliyorum yanlış yaptım, hiçbir zaman iyi bir baba olamadım’ dedi.

‘Affetmeni istemiyorum, sen de isteme benden, Allah ikimizi affetsin. Senin için en iyisini isterken en kötüsünü yaptım’ dedi.

Babam kötü bir adam değildi.

O zamanlardaki gibi artık genç ve güzel değilim.

Bütün hayatım bir gün içinde.

Ebediyen seni seven ve seni bekleyen Eleni Karinte’n…”

 

okur

Yazar: ekin-ege

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

8 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.