Asık Suratlı Çekmece

Alpay, gecekonduda ailesi ile beraber yaşayan, 11 yaşında bir çocuktu. Çevresi onu şen şakrak birisi olarak tanımlardı. Evde; annesi, babası ve kendisi yaşıyordu. Alpay sabahtan akşama kadar sokakta arkadaşlarıyla oynar ve gece olmasına yakın eve dönerdi. Alpay yine bir gece evine döndü. Ailesi sofra kurmuştu. Gülümseyerek seslendi Alpay;

”Merhaba, ben geldim!” diye. Ailesi suratına baktı fakat cevap vermedi. Alpay, ‘Olsun’ dedi, içinden. Sofraya oturdu ve sokaktaki eğlencesini anlattıkça anlattı. Ailesi sadece suratına bakıyordu. Bir süre sonra babası konuştu;

”Yeter, sus artık!” dedi, sakin ve umursamaz ses tonuyla. Alpay, ‘Gerçekten çok konuştum. Susmalıyım, evet’ dedi, içinden. Üzülmüştü fakat hala gülüyordu. Alpay sofradan kalktı ve elini yüzünü yıkadıktan sonra yatağına gitti. Yarın çok güzel bir gün olacaktı onun için. Gülümseyerek uykuya daldı.

Gün doğmuştu. Alpay kahvaltısını yaptı ve sokağa çıktı. Geceye kadar arkadaşlarıyla güldü, eğlendi. Artık eve gitmek lazımdı. Alpay evine vardı ve kapıyı çaldı. İçeriye girdi. Sofra hazırdı. Alpay, suratında kocaman bir gülümsemeyle sofraya oturdu ve dedi ki;

”Bugün mükemmel bir gündü!” 

Ailesi suratına baktı. Baktı ve tekrar yemeğe döndü. Ailesi çıt çıkarmadı. Alpay, ‘Olsun. Canları sıkkındır, olur.’ dedi. Başladı eğlencesini anlatmaya. Bugün şöyle güzeldi, böyle güzeldi derken, babası aniden öfkeyle kalktı ayağa ve konuştu;

”Yeter be çocuk! Vır vır vır ötüyorsun sürekli. Yeter, yeter!” dedi. Alpay korkmuştu. Alpay çok üzülmüştü. Alpay kalktı ve eğik boyun, düşük omuzla odasına doğru yol aldı. Koridorda ilerlerken, sağ tarafta duran ayakkabılığın çekmecesine gözünü dikti. Çekmece asık suratlıydı. Ruhsuz ruhsuz bakıyordu Alpaya. Alpay vurmaya başladı çekmeceye. ”Ruhsuz çekmece, asık suratlı çekmece, bakma bana öyle.” diyerek vuruyordu çekmeceye. O kadar çok yumruk atmıştı ki elleri kanamıştı Alpay’ın. Gözlerinden yaş süzülüyordu. Dizlerinin üzerine çöktü ve konuştu çekmeceyle;

”Ne kadar asık suratlısın be! Muhabbet bile edilmiyor seninle.” dedi. Çekmece cevap vermedi. Çekmece cevap veremezdi. Kırılmış, toz olmuş çekmece düştü aniden yere. Alpay ekledi;

”İyi oldu düştüğün. Sevmiyordum zaten seni. En azından asık suratını görmem” diye. Alpay’ı annesi ve babası dinlemiyordu. Arkadaşları severdi ve dinlerdi fakat ailesi yapmayınca ne önemi vardı? Alpay hep avutuyordu kendini. Avutuyordu çünkü annesini ve babasını çok seviyordu. Hatta o kadar çok seviyordu ki ailesini, onun için asık suratlı olanlar ailesi değil, çekmeceydi. Ailesini kırmamak için çekmeceyi kırdı. Fakat bilmediği bir şey vardı Alpay’ın; çekmece ona ne kadar güzel bakabilirdi? 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum