Anne özür dilerim (:

Merhaba. Evet daha önce 14 yaşıma bastığımdan söz etmiştim. Evet evet 12 yaşımda ergenliğe girmiştim. Çokça sancılı ve ailelerin ‘BEN BUNU NEDEN DOĞURDUM’ dediği bir dönem. Ben elimden geldiğince ailemi zorlamamaya ve saygılı olmaya ve mantıklı konuşmaya çalıştım. Her zaman ailemin haklı olduğunu ve sadece beni düşündükleri için böyle davrandıklarını biliyordum. Ammaa bugün biraz zıvanadan çıkmış olabilirim… Öhö öhö! Evet olay şöyle oldu, yine güzel bir geçiriyorduk. Annem, gel çocuğum evde kullanmadığın kıyafetleri vesaire ayıralım dedi. Odaya geçtik işte. Annem bana kıyafetleri denetiyor. Şunu belirteyim ki, annemle kıyafet konusunda tamamen zıtız. Yani en son birbirimizi ısırıyorduk. Her neyse. Annemin süreci şöyle oluyor; Önce şakacı bir dille kıyafetin güzel olduğunu ve beğenmem gerektiğini söylüyor. Ardından sert bir dille uyarıyor ve bağırmaya başlıyor. Ben de hissiz ve boş mooduma geçiyorum. Ardından tek kelime edince ‘Peki tamam senin dediğin olsun ben hiç karışmıyorum’ diyor ve hüzünlü ve biraz öfkeli şekilde odadan çıkıyor. Bir iki saat konuşmuyor ve sonunda birbirimize sarılıp barışıyoruz. Şuan annem konuşmuyor ve yazmayı bitirdikten sonra gidip ona sarılacağım. Benim tarzım ve annemin tarzı o kadar farklı ki. Tamam gidip şimdi özür diledim o da yine affetti. Şimdi kitap okurken kahkaha atıyor. Anne seni çok seviyorum, deli kadınım benim. Şuan bir zeytin yiyorum ve tadı çok kötü. Böyle zeytin mi olur ya. Şimdi sana biraz kuzenimden bahsedeceğim. Öncelikle şuan en yakın arkadaşım o. Hep yanımda oluyor. 15 -16 yaşında şuan. Kendisi bl okumayı çok sever. Bl ne dersen… İnternetten aratabilirsin ehehe. O benden çok farklı… Ona içimi açabiliyorum. Halbuki bir kaç sene önce birbirimize gıcık olurduk. Biz aynı şehrin iki farklı kıtasında oturuyoruz. Onunla yan yana olduğumuz bir kaç günü iple çekiyorum. (: O da yazılarımı çok seviyor. Devamlı bir şeyler yaz diyor. Belki de o olmasa şuan yazmazdım. Onun da bir hikayesi var. Ay ve gecenin masalı. Aslında eski tumblr’ın da paylaştığı yazıları kendi yazım şeklimde yazıp buraya aktarmayı düşünüyorum. Hikaye cidden hüzünlü. O benim kadar kurgusal karakterlere takık ve gerçek insanlarla ilişki kuramayan biri değil. Epey sosyal hatta. Şu dünya da en gıcık olduğum şey donmuş saralle. Aaaaa bu arada saçımı kestirdikkk  bir saniye ben önce ki yazımda bunu söylemiştim sanırım. Özür dilerim özür dilerim. Ailem salı gününe köye gitmeyi planlıyor. Ama haftaya pazar lgs var. Bana orada ki bir okulda girebileceğimi söylediler ama öyle bir şey yok. Ah kafam çok karışık. Eğer gidersek telefondan yazacağım ve çok az yazabileceğim. Bu çok üzücü benim açımdan. Peki şu an beynim durduğu için inekli sürahimle bakışıyoruz. Seni daha fazla tutmayayım. Bol bol umut ve seni hayallerine götürecek bembeyaz bulutlar gönderiyorum (: Görüşürüzz!

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum