Anlamak, anlatmak, anlaşmak ve sonunda sevgiyi yaşatabilmek!

Sevgi aslında yaşayan bir organizmaya benzetilebilir. Önce klasik olarak birini seversiniz, şanslıysanız o da sizi. Sonra flort, sevgili, nişan ve evlenme aşamaları… Tabi bu anlar büyü gibidir. Onu tanıdığınızı sanırsınız. Ama erkeklerin nasıl yaratıklar olduğunu daha yeni öğrenmeye başlamışsınızdır. Aslında neredeyse tüm erkekler kadına şiddeti çok severler! Çünkü egolarını besleyen yegane besinleri budur.

Yaradılışdan mı yoksa cahillikten mi yoksa ego duvarlarını indiremeyecek kadar acizlikten mi bilinmez, kadına her türlü şiddeti seve seve yaparlar. Ya sözlü şiddet, ya baskıcı şiddet yada fiziksel şiddet! Karşınızda sevdiğiniz, uğruna fedakarlıklar yaptığınız, mutfakta onun seveceği yemeklerle saatlerinizi harcadığınız adam günün birinde içindeki canavarı size çıkartacaktır. Genellikle bu durum, alkol ile birleşerek cesaret almasını sağlar! Ozaman daha cesurdur bizim beyaz atlı prensimiz! Daha rahattır! Herşeyin en büyüğü en güçlüsü benim diye haykırır! Siz de dersiniz neyse alttan alayım, kafası güzel, saçmalıyor..

Sonra siz alttan aldıkça iyice çirkinleşen durumları yaratır o prens(!)!!! Bu sefer küfürler, hakaretler, dilin dolanması sonucu kendini ifadede güçlük çektikçe öfke kontrolunu yitirmeleri! Sonra ayağı takılır, sendeler, düşer.. Seni çeker, iter, iyi geçirdiğin bir gününü tamamen mahveder! Sadece gününü değil, hayatını mahvedecek derecede boka sarar herşey! En kötüsü de birlikteliklerinin yıl dönümünde yapar! Haberi bile yoktur yıl dönümlerinden! Alkol işte böyle zavallı hale getirir o prensi! Şimdi kadın sevgi organizmasını neyle beslesin? Ne verebilir ona? Adam kadının sevgisini de, umudunu da, güvenini de, saygısını da yitirmiştir. Kadın mücadele eder, yaşatır belki bir süre daha sevgisini..

Sonra mücadele etmenin faydasının da olmadığını, aşkın da, sevginin de, evliliğin de birlikte yürünecek kutsal yolda bu yaşananların bu anlama gelmediğini farkettiğinde sessizce çeker gider. Bu aşk değil, bu ego savaşı! Bu anlayış değil, bunlar tamamen baskı altına almanın verdiği haz! Bu güven değil, karşındakini sindirmenin verdiği dayanılmaz haz! Bu bir savaş! Erkekler savaştan, aşkta aldıklarından daha çok zevk alırlar! Empati, anlayış, sevgi ve saygı… İsimleri çok geçer ama kimse bilmez. Kadın için evlilik bir peri masalı, bir ütopya! Bu dünyada varolması öyle zor ki, erkeklerin sığ duygularında yüzen bir gemicik sadece. Bir gün buz dağına çarpacak ve tamamen dağılacak. Erkekte kuyunun dibindeki kurbağa, gökyüzünü kuyunun ağzı kadar sanar ve yaşar o sıfır perspektifli sığ dünyasında!

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.