Aldatma ve Aldatılma Döngüsü

ALDATMAK NE TAM OLARAK:

İki insanın birbirlerinden hoşlanması, birbirini sevmesi sonucu aradaki arkadaşlık, bir ilişki olma yolunda ilerler. Bu insanlar arkadaş kalamayacaklarını bildikleri için birbirlerinin hayatlarına ekstra dahil olmayı, gerektiği zaman az da olsa söz sahibi olmayı isterler.

Sevgililik dediğimiz kavram da bu andan itibaren geçerli olmaya başlar.

Bir insanın eline bir gül yaprağı verip, bir başkasının eline de aynı gülü de içine kattığın, tek yaprağı eksik olan gül demetini verirsen, bu aldatmak olur, zira aklın bir başkasında iken ellerin başkasında olmamalı.

Aklın da ellerin de tek kişide kavuşmalı. İnsanlardan önce aslında bir insanın bunu kavuşturması gerekiyor, seviyordum, sevmiştim, sevmekteyim vesaire. Bu düşünceler çok çocukça.

Böyle düşünen insanlara; “Sevmemişsin ki aldatmışsın!” demek ise sadece avutma cümlesi olabilir.

Fazlası asla olamaz.

Aslında bizim her şeyden önce bunu düşünmemiz lazım. Hemen aldatanda suçu buluyoruz, sebebini bilmeden, sormadan, aramadan.

Her aldatan haklı olmaz elbette lakin bazı aldatanlar çok haklı bunu hepimiz biliyoruz.

Peki bu haklı olan insanların sebebi nedir ve neden haklıdır.

SEVEN İNSAN NEDEN ALDATIR:

Bir gülün tek yaprağını verdiğimiz insan eğer suratını asıyorsa, bize bir teşekkürü bile çok görüyor, üstüne aşağılıyorsa bütün bir gül veremediğimiz için, neden biz gidip bir başkasına koca koca demetler vermeyelim ki.

Hatta bazen insan o demeti başkasına da değil, kendine verir, kendini mutlu eder.

Halbuki en başta kimeydi o demet?

Sanaydı o demet, sanaydı, eğer değer bilseydin, hor değil de çok görseydin, ardından gelecek olan muazzam bir buketti ve o buket yalnızca sanaydı. Tepkin narin olsa, karşındaki insanın sana verdiği değerin bir benzerini verseydin eğer sanaydı evet.

Değer vermedin, veremedin, bu yüzden o buket başkasına verildi. Elleri açık sana doğru koşuyordu belki sevdiğin, sen ise onu ittin, örseledin.

Seven bir insan da bu yüzden aldatır aslında, yani İnsan olan bu yüzden aldatır. 

Verdiği değeri göremediği ve bazı şeyler karşılıksız kaldığı için.

Yoksa kim neden bir insanı tek bir gül yaprağına mahkum, bambaşka birini de kocaman demetlerle mutlu etsin ki?

Seven insanın aldatışı bu yüzden olur.

Sevgisinin farkında olunmadığını bilir, alır, çeker gider.

Daha fazla kalmak ona yalnızca acı verecek, gitmeyi kesin çözüm sanıyor, giderken de canını yakıyor ki bir daha onu istemeyesin, bu yüzden aldatıyor.

Bu doğru değil, haklı bir davranış olabilir evet ama doğru değil.

Aldatmadan, sessizce gidin be gidecekseniz!

Bırakın aldatma kavramı kirlendiği gibi kalsın. İsteseniz de temizlik getiremezsiniz ne de olsa. Boşuna neden kendinizi lekeliyorsunuz.

Bırakın da bizi sevdiğine inandırıp sonra defolup giden o doyumsuzlarla birlikte analım bu kavramı.

Sessizce gitti diyelim, sevdaları sessizce bitirelim.

“İNSAN” NEDEN ALDATIR PEKİ:

Şimdi geldik, “İnsan” olduğunu sanan zavallıcıklara.

Onlar neden aldatır?

Her şeyden önce doyumsuzlardır.

Hiçbir sevgide sabit kalamayacak kadar da korkaklardır.

İstemezler ömürlerinin sonuna kadar evlerinde tek bir kişiyi görmeyi, aydan aya tek kadınla buluşup kahve eşliğinde sohbet koyulaştırmayı.

Tek gecelik ilişkiyi ve o tarz kavramları severler, köşelerinde de hep bir B planı bulundururlar.

“Temiz aile kız bulsam evleneceğim” der ve bulduktan sonra onu ilk fırsatta aldatırlar.

Öyleleri nankördür diye yaparlar bunu, sevgi ne bilmezler ama çok da güzel severler yalandan.

Gözlerimizin içine içine bakarlar, bizi aşka inandırıp, peşine aşktan soğuturlar. Ne sevebiliriz ne önemseyebiliriz o saatten sonra biz, yalnızca nefret eder, gizliden gizliye bir süre özleriz.

Aldatan insanların anıları hep biraz daha özlenir, başka bir insanla hemen ertesi gün başka bir an yaşayacakları içindir bu özlem sanırım. Çünkü bizi aldatmadan ilişkiyi bitiren birisi olursa biliriz ki o yalnız ve bir başına veya sadece dostlarıyladır.

Çok temiz özleriz o insanları, çok iyi anarız hatta eğer bitmesi gitmezse zorumuza.

Ama aldatanı, yok, asla, aldatan birini iyi anamaz kimse, anmamalı da.

Aldatmış sonuçta, nefsini seçip başka bir kadına koşmuş. Seninle yaşadıklarına ihanet edip başkalarında aramış huzuru, diyeceğim ama huzur sendeydi o gittiği yerde başka şeyleri aradı aslında.

ALDATMANIN SONRASI:

Bir güven boşluğu, bir kaybediş gibi görüldüğü için aldatılan insanlar bu olaydan öyle kolay kolay sağ çıkamazlar.

Mental olarak sağlam bir çöküntü gelir önce, ardından kilo alımları ve kayıpları, ani verilen kararlar, değişen saç modelleri, yeni hobiler, denenen farklı tanışma siteleri, izlenilen onlarca film/dizi ve dinlenen bir düzine şarkı.

İnsanlar cidden öyle böyle acı çekmezler böyle ayrılıklarda.

“Ben bitirmemiştim ki? O beni nasıl bitirdi? Ben varken hayatına birini nasıl aldı?”

Ve en kötüsü de “Ben hala seviyorum onu” duygusu.

O gitmiş, aşk bitmiş, sevgi ise hala diri içinde, hala özlüyorsun, baktığın yerlerde onu görüyorsun, görmeye de uzun bir süre devam edeceksin, hiç kimseye güvenmeyeceksin artık. Kimseyi hayatında istemeyeceksin.

Gözünde herkes bir aldatan olacak senin.

Marketteki kasiyer. Karşıdan karşıya geçen çocuk. Lokantadaki garson. Taksinin şoförü. Herkes.

Çünkü seni senden olan aldattı, bir yabancı neden yapmasın?

En yanlış ama bir o kadar da çaresiz düşünce bu sanırım.

Hayatları karartır kimi zaman, insanı gerçekten kendinin görmediği yüzüyle baş başa bırakır.

Artık daha tahammülsüzdür, daha acımasızdır, daha sinirli ve bir o kadar da kibirlidir.

Bunca kötü duygunun dışında da çok merhametlidir insan, çok iyi niyetlidir, melek gibidir kalpleri ve muhakkak severler kedileri.

Yine de o yüzlerini kimse görsün istemezler ve bundan ötürü de sert bir tavır takınırlar. En ufak bir yumuşama onları tekrardan sevmeye itebilir diye düşünüp karşı cinsten iyice uzak dururlar.

Bu tarz aldatmaların sonrası kadın da aynıdır erkek de.

“Daha merhametli” Olmasına karşın “Daha soğuk” oluverirler dış dünyaya.

Sadece bunu içlerinde yaşamak yorar onları, kimse oldukları gibi tanıyamaz çünkü. Hep farklı biriymiş izlenimi alırlar dışarıdan ve insanlar merak edip sorduklarında, arkadaşları onlardan “Aldatılmış” diye bahseder.

Bu da iyiden iyiye yalnızlığa iter.

Çünkü birçok insan, aldatılan birine yaklaşmayı dahi istemezler,

TAVRIMIZ NE OLMALI VE NE OLUYOR:

Öncelikle ağlamak ve bağırmak iyidir, bol bol ağlayın ve bağırın biri sizi aldattıysa. Spora veya kursa yazılın, beyninizi önce bir süre sadece düşünmeye, daha sonra da düşünmemeye itin.

Mutlu olmaya değil de anı yaşarken mutlu olmaya odaklanın ve “şu olursa mutlu olacağım, bu olursa harika hissedeceğim” diye düşünmeyin.

Hayat ihtimalleri yaşam merkezine almayacak kadar kısa. Gördünüz çünkü bir ihtimale bel bağlayıp, ihtimal tarafından fıtığa itildiniz. Şimdi bundan sonrasında yalnızca bekleyiş olacak, doğru insan geldiğinde de emin olamayıp bir dünya hata yapacaksınız onlara.

Onlar da affedecek, sonra siz kusurlardan arınıp, bir insana güvenip, aradığınız ve arzuladığınız sadakate kavuşacaksınız.

Sakın onlar da sizi aldatır sanmayın, bir kişinin hatasını tüm insanlıkta aramayın.

Bazı hataları yalnızca bazı insanlar yapar, diğerleri ise hayatımıza geç girmenin bedelini öder ve bizim yüzümüzden de o insanlar zor durumda kalırlar.

Bunu yapmayalım, acıyı çektik ve bitti, bitmeli, bitmezse bu sefer yeniden yaşarız aynısını, hatta daha beterini.

Tamam körü körüne de güvenmeyin kimseye ama vebalini üzerine yıkıp, bir köşede “Aldatıldım.” Diyerek kendinizi haklı görmeyin.

Yeni bir insan, yeni bir başlangıç demek ve bu başlangıç, geçmiş defterinin son sayfası tümden kapanmadıysa kalbe yeni bini almanın manası ne?

O da bir çeşit aldatma olmuyor mu?

“Ben bunu yaşadım ve sana güvenemem ama hayatımda kalabilirsin.” Demek bir insana ne kadar doğru?

Öyle yapmaktansa yalnız kalmanız daha iyi. Ne de olsa eninde sonunda birini sevebiliyor ve geçmişin yaralarını o kişiyle birlikte sarabiliyor insan.

YARA BANDINIZ OLMASIN KİMSE:

Sırf aldatıldığınız için insanları kullanıp atmayın, yara bandı etmeyin sizi sevenleri.

Sevmeyip oyalıyor, belki sevmeye çalışıyor, beceremeyince de onlar size iyi geldiği için bir süre daha katlanıyor, sonra da bir başkası için terk edip gidiyorsunuz. 

Bu şekilde çok dost, dostunu kaybediyor. Çok insan platonik sevmenin kötü olduğunu tekrar hatırlıyor ve bir sürü genç, aşka olan inancını tümden yitiriyor. Yitirmeyenin de aklı hep sizde kalıyor. Sizi düşünüp başkasıyla zaman geçiriyor ve elinde sonunda kalkıp dönüp dolaşıp tekrar size geliyor.

Bu yüzden de aldatılmalar hep devam ediyor. Çünkü aldatılanlar da ardında bir yara bandı bırakıyor. O yara bandı olanlar da aldatılanları unutamayacak, ona rağmen başkalarını sevmeyi deneyecek.

O başkaları ise hiç aldatılanların sonradan sevildiği gibi sevilmeyecek yara bandı olanlar tarafından.

Ve ne yapacaklar biliyor musunuz?

Aldatacaklar. Bilemedin terk edecekler. Çünkü sevildiklerini hissetmeyecekler veya aşkı başkasında arayacaklar.

Bu döngü de hep böyle devam edecek.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.