AĞAÇ VE KEDİ DÜŞMANLARI

Biz ve bizim gibi düşünenler biraz daha fazla yeşil görmek, bahçesi sayesinde doğayla biraz daha bir arada olabilmek için, şehirdeki apartman dairelerinin üstüne bir de yazlık ev alıp, arsalarda evler yaptırıp; ağaçla, çiçekle, kediyle, kuşla biraz daha fazla haşır neşir olmak isterken bazıları da şehrin betonları arasında yaşama tutunmaya çalışan doğa parçalarını yok etmek için inat ediyor.

Nasıl mı?

Örneklemem çok yakınlardan gelecek. Apartmanımızdan ve yakın komşularımızdan.

Beton duvarlar arasında kalmış hava boşluğunu andıran ama bizlerin yine de ‘bahçe’ diye tanımladığı, kayalık, beton dökülmüş zeminde kırık taşlar arasında kendi kendine yeşermiş ağaççıklarımız söktürüldü. Sırada Manolya ağacı var. Uzun zaman sonra bu sene ilk kez alt dallarında da çiçek açarak, bana güzelliğini gösteren çiçeğine yaprağına hayran kaldığım, kar yağdığında bir tablo misali güzel görünen sevgili Manolya ağacı da öldürülmek istenenlerden. Onun da kesilmesi ve yok edilmesi isteniyor. Niye? Yaprak döküyormuş. Yaprakları yerleri kirletiyormuş!

O yapraklar evinin içine, yaşam alanına dökülmüyor değil mi?

Sen saç tellerini, ölü hücrelerini yerlere döküyorsun diye senin yaşam hakkını elinden almak isteyen bir ağaç olsa sen ne düşünürdün?

Keşke her çöp, her kirlilik ağaç yaprakların dökülmesi gibi olsa. En azından doğal çöp. Senin attığın pil, teknolojik malzeme, bozulmuş yemek, kimyasal atık, kanalizasyon, plastik, teneke vb. ne denir? Doğaya karışması en çabuk olacak çöpleri ağaçlar döküyor.

Eğer ağaçlar yaprak döktükleri için kesileceklerse, taşlar arasında yeşermiş ağaçcıkları çöpten sayıp yok edeceksen, O yok ettiğin ağaçlardan boşalan alanları kendi çirkin, doğaya karışmayan çöplerle dolduran seni ne yapmalı bilemiyorum artık sayın komşu!! (ya da komşular!)

Bu arada doğduğumdan beri bahçemizden eksik olmayan kedilerimiz de bazı kiracı komşuların öldürme! çalışmalarından nasiplerini aldılar. Sözde beş kedinin yaşadığı bahçede fareler dolaşıyormuş! Sanırım kiracı komşular kedileri ölüme terk ederek, fare beslemek istiyorlar! Çünkü diğer ev sahipleri ve ben “beş kedi arasında dolaşacak kadar aptal fare bilmiyoruz. Eceline mi susadı fareler? Neden kedilerin yaşadığı yerde dolaşsınlar?”diye soruyorum. Çünkü kiracı komşunun gördüğü halüsinasyon fareler, yıllardır ortalarda görünmüyorlardı. Ya da onlar kedileri yok ettikçe ufaktan ufaktan kiracılara görünür oldular.

Havalar soğuduğunda o beş kediden en azından 3ünün girebileceği gibi uzunca bir kulübecik yapmak için evin salonunda 3 gün kocaman karton kutu ve malzemeleri ile hazırladığımız barınak da alt katın kiracı kadını sayesinde bahçede bir saat bile duramadan çöpe atıldı. Kediciklerin soğukta girecekleri bir kulübeleri yok ama o kiracı halen az parayla o evde oturabiliyor! Kedicikleri yuvalarından eden zalim kiracının da bir an önce o evden çıkmasını diliyorum. O bu apartmana taşındığında da kediler vardı. Ama şimdi her ne olduysa apartmanın yöneticisi ya da sahibiymiş gibi bahçeye kadar her işine karışır oldu.

Tabi nesilden nesle geçen kedileri besleyen bir arkadaşım da olduğu gibi biz de nesilden nesle gelen-giden kedileri bahçemizde besleyecek kadar merhametli insanlardınız. Onları dar alanlarda, kapalı yerlere hapsedip, yemeksiz bırakıp (ya da zehirleyip) öldürmenin günahını da biliriz, acısını da.

Ağaçlar ve kediler de en az sizin kadar canlı ve yaşam hakkı sahibi varlıklardır. Onlarla bu dünyayı paylaştığımızı unutmamak lazım. Korumak, yaşatmak dururken, bize zarar yerine yararı dokunan bu canlıları yok etmek isteyenleri o canlılardan yoksun, kendi çöplerinde, zararlarında yaşayabilecekleri, diledikleri gibi çevre kirliliği yaratan gürültülerini salabilecekleri, çirkin davranışlarıyla gelen-geçeni, yakınlarında olanları rahatsız edecekleri bir yaşam alanına sürmeli.

Ağacı, çiçeği, kediyi, kuşu zararcı varlıklar gibi gören, ‘Ne de olsa ot. Yine çıkar.’ diyerek beton arasında yetişen yeşili yok eden, varlıkları ile çevreye zarar veren komşulardan uzak; doğayla olabildiğince iç içe, ağaçları kesip, beton izlettirmeyen komşulara ve temiz-düzenli bir  bahçeye, çevreye sahip ortamlarda yaşayabilmek dileğiyle…

yazar

Yazar: Dans Eden Kelimeler

Bale Sanatçısı, eğitmen, yönetmen Kağan Can Odabaşı ile onun eşi Editör, kitap ve gazete köşe yazarı Ayşegül Toker Odabaşı yaşadıklarını, yaşadıklarınızı, yaşadıklarımızı, hepimizi, yaşam denen sahnede karşımıza çıkanları kendi tecrübeleri ile burada sizinle paylaşmak istiyorlar. Bize katılır mısınız?

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.