6 ŞUBAT 21- hükumetin atlarıyla ilk karşılaşma

Tüm yazılarımı silmiş ortadan kaybolmuşken, bir yerde paylaşmayı düşünmeksizin yazdığım yazılardan biriyle karşılaştım. Hislerimi çok güzel ifade etmişim, burada da durmayı hakettiğini düşünüyorum her ne kadar bazı yerlerde çok dramatikleşmiş olsam da hepsi gerçek. alsancaktaki o tatlıcı abiciğime de selam olsun <3

Kime, neyin mücadelesini veriyoruz?

Derslerimize hükümet militanları girip, çok alakasız oldukları alanlarda bizleri yetiştirmek üzere bulunuyorlar, susturuluyoruz. Önce kendilerini yetiştirmeleri gerektiği gerçeğini de onlar unutuyorlar.

Hak, hukuk mücadelesi vermek için, çırpınıyoruz. Çırılçıplak edip müdahale ediyorlar.

Protesto ediyoruz, kabul etmediğimiz durumlara karşın; tomalarla, gaz bombalarıyla, plastik mermilerle karşımızda duruyorlar. Bırakın slogan atmayı, oturmayı, ilerlemeyi toplanmamıza bile tahammül edemiyorlar. On öğrenciye yüz polis giriyor meydana. Haklı mücadelemizi icra etmeye çalışıyoruz, ağzımızı açamadan, yaka paça alınıyoruz! Meydanlarda bire bir şahit olan halktan, apolitik kesim bile bu anlara dayanamıyor, insanlar hep bir ağızdan “bu çocuklar sizlere ne yaptılar?” diye soruyorlar. Yanıt yok ama bu topraklarda ezilen her insana, etniği hedef aldırarak yapılan her türlü tehdit ve benzeri söylemlere maruz bırakılarak, ötekileştiriliyoruz, onurlu gazetecilerden medyacılardan arındırılmış onursuz medya da onursuz ithamlarla, insanlarda oluşturdukları kinin ve öfkenin kurbanı haline getiriliyoruz.

 

3 Şubat basın açıklaması için toplandığımız sokakta yine gaza ve şiddete maruz kalmıştık. O hengamede o sırada hemen arkamızda bulunan tatlıcıya attık kendimizi, direkt gazla temasta bulunmuştuk. Hemen arkamızdan kendi attığı gazdan rahatsız olan birkaç polis girdi, tabii o sırada biz dışarı çıkarıldık. Onlar tarafından zarar gören bizlerken, o gün dışarı çıkmak zorunda olan yine bizlerdik. …  Biraz hafiflemişti en azından rahat nefes alabiliyorduk. Üç beş polisin bir arkadaşımıza vurduğunu gördük, evet direkt şiddet uyguladığını! Arkadaşımızı ellerinden almaya çalıştık, bizle beraber yoldan geçen iki kadın da vardı yanımızda, gücümüz yetmedi ve arkadaşımız gözaltına alındı. Ben daha önceden polisle direkt karşı karşıya olduğum bir anda bulunmadığımdan şoktaydım, ilk defa bu kadarına şahit oluyordum. Arkadaşlarım benden daha tecrübeliydi bu konuda, ben de onlara yardım etmeye, onları polislerin elinden çekmek için ya da gaza maruz kaldıkları için yanlarında durup onları rahatlatmaya çalışıyordum. Yetmiyordu tabii, gözaltına alınan arkadaşlarımızın otobüsten gelen seslerini duyunca hiçbirimiz yerimizde duramıyorduk, o an dünya sadece o birkaç dakikalık andan ibaret gibiydi. Tanıdığınız ya da buna hiç gerek yok tanımadığınız birinin acı çekişini duymak, her vicdan sahibi insanı rahatsız edecek bir durumdur… saatler sonra dağıldık, kimimiz adliyeye koştu, kimimiz evine. Ben de birkaç arkadaşımla beraber yürüyordum. Kendi aramızda bizi nasıl bu kadar hırçınlaştırdıklarını, kendi elleriyle; kendi muhalif gençliğini yarattıklarını konuşuyorduk. Ben o günden önce ne bu kadar direnişçiydim, ne de bu kadar özgürlükçü. Bunu onlar, gözlerimin önünde suçsuz olduğunu bildiğim arkadaşlarımı yaka paça alırken, ellerine ters plastik kelepçeler takıp terörist muamelesi yaparak, bu ve bunun gibi birçok örnekle kendileri oluşturdular. İyi ki de oldu.  

Bizler hakkımız olanı istemenin mücadelesini veriyoruz. Bizler öğrenciyiz, bizler haksızlığa uğrayan, yıllardır bu ülkeye çalışıp yine bu ülkede üçüncü sınıf insan muamelesi gören ailelerin çocuklarıyız. Tak ediyor bir zaman sonra haksızlık, hukuksuzluk.

Küçükken polis gördüğümüzde el sallayan, arabalarının önüne koşan nesilden, polis gördüğünde aklına zulümler gelen, gözünün önünden acı anılar geçen bir nesil yarattınız! Bu insanlar her hangi bir gruba karşı nefret söylemlerinde bulunmuyor, hiçbir insanın da katlinden sorumlu değiller, insanları işsiz bırakıp, bu işsiz insanların aldıkları her üründen gelen acımasız oranlardaki vergilerle saraylarda da yaşamıyorlar. Biz demokratik hak ve özgürlükleri gasp edilenlerin yanındayız, mücadelemiz bundandır!

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.