30'a bir kala..

30’a bir kala.. bir yaş daha büyüdük. Gitti işte en deli çağlarımın sessiz zamanları.. Ne başındasınızdır yaşamın ne de sonunda.

Kendimi arada hissediyorum işte. Başa biraz uzak sona biraz daha yakın.

30’a merdiven dayandı mı bir geç kalmışlık hüznü başlıyor. Artık sadece sorunlu olamadığınız aynı zamanda yaşadıklarınızdan ya da yaşamadıklarınızdan sorumlu olduğunuz yıllardır.

Bu yaşlarda hala iş bulamadıysan veya var olan işini sevmediysen, evli değilsen veya hayatını paylaşacağın bir sevgiliniz yoksa, olgunlaşamadıysak, yetersizsek bir pişmanlık duygusu kaplar yüreğimizi. Bugüne kadar neler yaptım? Yaşamak istediklerimin ne kadarını yaşayabildim? gibi sorulardan sonra gençliğin elden gittiğini sorgularsınız. Kendinle kavga edersin yaptıklarından ama yapmadıklarından. Keşkeler giderek yaşamlarının bir parçası olmaya başlar.

Ailelerin beklentileri giderek artar. Kendinizi baskı altında hissedersiniz. Artık hayata karşı beklentilerinizde değişmiştir. Kaçırdığınız fırsatlara üzülürken bir yandan hayallerinizden de vazgeçmeye başlamışsındır.

Aslında yaş almak sadece bir sayıdır, olgunluk ise bizim tercihimiz. Hayatın bizlere sağladığı imkanları kullanmak ve ömrü değerlendirmektir. 

Yaş ilerledikçe, duygular yoğunlaşır. İnsan her gün çok önemli bir şeyini yitirir ve onu geri getiremez, insan böylece parça parça ölür. -J. J. Rousseau-

yazar

Yazar: Thebat

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum