21. Yüzyılın Film Devrimi: Black Mirror, Bandersnatch

21. Yüzyılın Film Devrimi: Black Mirror, Bandersnatch

Black Mirror, 5. Sezon bekleyen heyecanlı izleyicilerine yılbaşı öncesi büyük bir sürpriz yaparak filmi Bandersnatch’i Netflix üzerinden sundu. Tabi konu Black Mirror olunca ortaya çıkan film de daha önce çıkan bütün filmlerden farklı oldu. İnteraktif film olarak piyasaya sürülen film, 21. yüzyılın film devrimlerinden biri olarak adlandırılıyor. Yakın gelecekteki filmlerde de bu yapıyı sıklıkla göreceğimiz konuşuluyor. Fakat burada düşünülmesi gereken bir soru oluşacaktır: Her film interaktif olabilir mi? Bandersnatch’i interaktif olmasını sağlayan ögeleri nelerdir?

Bu soruları cevaplamadan önce sormalıyız ki: Nedir bu interaktif? Kelime anlamı olarak ‘etkileşimli’ anlamına gelen interaktif; film dünyasında, filmin ve seyircisinin aktif bir iletişim ağı oluşturmaları anlamını almaktadır. Yani, seyirci izlediği filmin aktif bir üyesi, karar merceği de diyebileceğimiz bir konumda. Peki, Bandersnatch’te gerçekten de öyle mi oldu?

Stefan ve Biz

Öncelikle filmin üzerine inşa edildiği belli temeller var. Bunlar; seçimlerimiz, irademiz, kaderimiz, paralel evren ve zaman algısı. İlk olarak, başrolümüz Stefan’ın interaktif bir oyun olan Bandersnatch’i yapmaya çalıştığını öğreniyoruz. Yani film bize daha en baştan birlikte bir oyun inşa edeceğimizi söylüyor. Diyeceğimiz şu ki; Stefan ile izleyici aynı konumda bulunuyorlar. Filmin hedef kitlesi olan lise-üniversite gençleri ile başkarakteri Stefan’ın da paralellikler bulunması da bu teoriyi kuvvetlendiriyor. Bu hedef kitle karakteri mi kontrol ettiğini yoksa filmin hem onu hem de karakteri birlikte mi kontrol ettiğini filmin sonuna kadar anlamlandıramıyor.

Özgür İrade Var Mıdır, Yok Mudur?

Film üzerine oturduğu asıl soru bu diyebiliriz. Baştan beri kontrol ettiğimiz Stefan için diyebileceğimiz ilk şey: Stefan kendi iradesiyle seçtiğini düşündüğü her şeyde bizim kontrolümüzdeydi. Peki ya biz? Senaryonun tartıştığı şey tam olarak burada devreye giriyor. Filmde; Stefan’ın kontrol ettiği Bandersnatch, bizim kontrol ettiğimiz Bandersnatch ve bizi kontrol eden Bandersnatch aynı anda var. Film seyircisine seçenekler sunup özgürleştirdiği algısını yaratsa da filmin içindeyken en az biz de Stefan kadar seçimlerimizde kısıtlandığımızı ve kontrol edildiğimizi hissediyoruz. Tıpkı filmde de dendiği gibi, neyi seçersek seçelim film bizi kendi istediği yolculuğa çıkarıyor ki bu da tam olarak filmin konuşmak istediği şey. Senaryodaki felsefe, filmin içinde kuvvetle çalıştığı için izleyicilerin çoğu ‘’İnteraktif film olmasına rağmen bizi devamlı başa sarıp kendi tercihine zorluyor!’’ eleştirisinde bulunurken aslında filmin tartıştığı yerden konuştuklarının farkına varmıyorlar. Buna kadercilikte diyemiyoruz çünkü Stefan da biz seyirci de geçmişi ve geleceği kendi seçimlerimizden dolayı değiştirebiliyoruz. Fakat bu seçimler yapılırken de ciddi bir yönlendirmeye maruz kalıyoruz. Yani Black Mirror’ın bize söylemeye çalıştığı şey: Sen özgür iraden var sanıyorsun ve evet, seçimlerle değiştirebiliyoruz ama ben, önüne hangi seçimi koyarsam onu izleyeceksin, bu bir paradoks.

21. Yüzyılın Film Devrimi: Black Mirror, Bandersnatch

Hayat Bir Oyun Sahnesi

Film ayrıca; hayatın bir illüzyon, bir Tanrıcılık oyunu olduğunu savunuyor. Özgür iradenin cüzîliğini ve büyük küçük bütün seçimlerin, sonucu bir noktaya kadar etkileyeceğini ifade ediyor. Bandersnatch’in içinde Bandersnatch ve onun içinde bir Bandersnatch daha… Kitabı yazan yazar da Stefan da ve hatta Pearl da hep aynı sorunsal ile karşılaşıyor. Hep aynı düşünce silsilesi onları gerçeklikten uzaklaştırıyor. Yoksa gerçekliğe yakınlaştırıyor mu demeliyiz emin olamadık. Fakat bildiğimiz tek şey karakterlerden seyirciye herkes bir oyunda ve bu oyunun aktif bir parçası. Tarihin tekerrür etmesinden ibaret olmasındaki oyun, bu filminde oyun matematiğinin merkezlerinden biri. Fakat daha önemli dinamitler var: Paralel Evren ve Blok Evren kuramları.

“Olan Olmuştur; Olacak Olan da Olmuştur.”

Filmin genel ruhuna baktığımızda üstüne inşa edilmiş bir diğer temelleri de paralel evren ve blok evren teorileri, diyebiliriz. Filmin söyleminde; paralel evrenlerin her yapılan seçimle çoğalması ve gerçek diye bir şeyin olmadığı, geçmişin ve elbette geleceğin değiştirilebileceği gibi büyük lafları var.

Peki, nedir bu zaman algısı ve çoklu zaman anlayışı?

Blok evren kuramını düşünelim. Bu kuram, Einstein’ın görecelik kuramının desteklediği, zamanın bir uzay gibi olduğu ve her olayın uzay-zamanda kendi koordinatlarının (apsislerinin) veya adreslerinin bulunduğu dört boyutlu bir uzay-zaman yapısıdır. Zaman kipsizdir, her şey eşit derecede “gerçeğe” yönelir, bu yüzden gelecek ve geçmiş şimdiki zaman kadar gerçektir ve aynı zamanda, aynı uzaklıkta gerçekleşir. Barbour’a göre değişim gerçek fakat zaman gerçek değil. Zaman, sadece değişimin bir yansımasıdır. Beyinlerimiz değişimden, sanki akıyormuş gibi bir zaman algısı üretiyor. Kendisinin tercüme ettiği üzere, zaman konusunda sahip olduğumuz bütün kanıtlar, öznel olarak gördüğümüz veya yaşadığımız sabit suretlerde kodlu durumda ve hepsi birbirine geçerek, zamanın doğrusal görünmesine yol açıyorlar. Yani, Ahmed Amiş Efendi’nin de dediği gibi: ‘’Olan olmuştur, olacak olan da olmuştur.’’

21. Yüzyılın Film Devrimi: Black Mirror, Bandersnatch

Bandersnatch de tam olarak bundan bahsediyor. Aslında biz tercih ederken zaten şu an içinde gelecekte bir gerçeklik üretiyoruz ve bunlar aynı zaman çizgisinde gerçekleşiyor. Bu yüzden bütün tercihlerimizin birden fazla sonuçları var ve bu sonuçlar diğer evrenlerimizi oluşturuyor. Yani film her başa sardığında ya da her yeni alternatifler gösterdiğinde aslında bize aynı çizgide farklı gerçeklikler gösteriyor. Bu yüzden Stefan kendi çocukluğuna gittiğinde, annesiyle gitmek kararını verdiğinde terapistin koltuğunda öylece ölebiliyordu. Çünkü o geçmiş sandığımız da şimdiki zamandı.

Seçimlerimiz, İrademiz, Kaderimiz, Paralel Evren ve Zaman Algısı

Black Mirror: Bandersnatch temelde seçimlerimiz, irademiz, kaderimiz, paralel evren ve zaman algısı gibi mevzuları; interaktif olarak seyirciye vererek açıklama yapmayı amaçlamıştır. Kader ve seçimlerin tartışıldığı bir yapımda seyirciye seçimler yaptırarak anlatmaktan daha mantıklı ne olabilirdi? Bu anlatımda ufak tefek de olsa kusurlar bulunsa da anlatılmak istenenin dolaylı da olsa verildiği kanaatindeyim. Günümüz gençliğinin temel problemlerinden olan bu mevzuların yakın gelecekte bu yeni interaktif yöntem ile daha çok tartışılacağını düşünmek garip olmaz. Üstelik günümüz toplumunun bireyselliğinden ve ben özelimcilikten beslenecek olan bu interaktif formatın yaygınlaşması, olayın sinema salonlarından Netflix gibi daha bireysel mecralara yönelmesine de zemin hazırlayabilir. Diziye bunun provası gibi bakmak biraz komplo teorisi gibi olsa da çok da mantıksız değil. Hele ki interaktif oynanan bilgisayar oyunlarının bu kadar yaygın olduğu bir zamanda bunu söylemek Nostradamus’un söyleyeceği türden bir kehanet olurdu.

Bu İçeriği Okuduğunuz için Önerdiğimiz İçerikler:

İlginizi Çekebilecek Faydalı Bağlantılar:


 

Rapor Et

blogger

Yazar: gramafoniğnesi

'Çünkü sadece gramafon iğnesi müziğe gerçek anlamda dokunabilir.''
23 yıldır okumanın, tefekkür etmenin ve yazmanın peşinde...
Toz tutmuş filmleri ve gramafonla tanışmış şarkıları sever.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları