1970’li Yıllar: Tüp, Yağ Kuyruğu

Son zamanlarda gerek 1970’li yıllara şahit olmuş vatandaşların gerekse siyasetçilerin sık sık dile getirdiği ‘bizim zamanımızda yağ kuyruğu vardı. Siz bunları bilmezsiniz’ sözlerine bir açıklık getirelim.

15 Ekim 1973 Arap-İsrail savaşı olarak bilinen ‘Yom Kippur’ savaşında ABD’nin İsrail’e destek vermesi üzerine petrol fiyatlarına ambargo koyan OAPEC, petrol fiyatlarını kısa bir sürede 4 kat arttırarak varil başına 12 dolara çıkartmış ve İsrail’den yana tavır takınan ülkelere de artık petrol ihraç edilmeyeceğini açıklamıştır. Bu gelişmeler üzerine gelişmiş ülkelerin sanayileri petrole bağımlı oldukları için ekonomik krizlere girmiş ve global borsalarda çöküşler yaşanmıştır. Bu petrol krizinin ülkemize yansıması ise geçici hükümet sonrası başa gelen CHP iktidarı olan Başbakan Bülent Ecevit ve diğer koalisyon ortağı olan Milli Selamet Partisi başkanı Necmettin Erbakan dönemine denk gelmiştir.

Tüm dünyada petrol krizleri sonucu yaşanan ekonomik kriz ve borsaların çöküşü devam ederken Türkiye’nin gündemini bir başka olay meşgul ediyordu. 15 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs’ta bir darbe yapılacağı haberi üzerine dönemin iktidarı CHP, Türkiye’nin bir askeri müdahalesini gerektirecek kadar önemli olduğunu, bir başka garantör devlet olan İngiltere ile birlikte hareketin planlanması istenmiştir. Ancak İngiltere bu durumu kabul etmezse Türkiye tek başına harekât düzenleyecekti. Türk heyeti Londra’ya gitmiş ancak umduğu karşılığı bulamamıştı. Bu olumsuz netice sonucu hükümet yalnız kalmış, tek desteğini de muhalefet partilerinden almıştı. 19 Temmuz günü Genelkurmay’daki toplantı sonucu Bakanlar Kurulu oy birliği ile Kıbrıs’a Barış Harekâtı düzenlenmesi kararı alınmıştı.

Kıbrıs Barış Harekâtı sonucu ABD, AB ve AİHM tarafından tepkilerle karşılanmıştı.  Bu gelişmeler sonucu ülkemize ekonomik ambargo uygulanmıştı. Arap-İsrail Savaşı sonucu yaşanan petrol krizi, gelişmiş ülkelerdeki borsaların çöküşü ve Kıbrıs Barış Harekâtı sonucu ekonomik ambargonun uygulanması Türkiye’nin kötü giden ekonomisine daha da ciddi hasarlar vermişti. Tüm bu gelişmelerin sadece ülkemizin değil hem Avrupa’nın hem de Amerika’nın ekonomisini de bozmuştu.

31 Mart 1975 senesine gelindiğinde CHP iktidardan düşmüş yerine Süleyman Demirel’in partisi Adalet Partisi gelmişti ve yine diğer koalisyon ortağı Milli Selamet Partisi’ydi. Ama iktidarın değişmesi ekonomiyi değiştirmemişti. O yıllar yine kıtlık yıllarıydı. Bu durumu Süleyman Demirel’in ‘70 sente muhtacız’ sözünden anlayabiliriz. Petrol krizinin etkileri devam etmekte tüp, gaz, akaryakıt bulunması zor hale gelmiş ve bazı temel tüketim maddeleri temin edilemiyordu. Akaryakıt, tüp, gaz, şeker, sigara (samsun216), margarin (sana yağ) alabilmek için uzun kuyruklar oluşmuştu. Tüm bu tüketim maddelerine ulaşması zorken stokçuluk, karaborsacılıkta alıp yürümüştü. Öyle ki, Demirel’in o zamanlarda söylediği ‘Benzin vardı da biz mi içtik.’ sözü de meşhurdur. Adalet Partisi hükümetine karşı yapılan ekonomik ambargoya karşılık 25 Temmuz 1975’te Başbakan Süleyman Demirel, ABD’ye ait 21 üssü kapatılması emrini verdi. Bu durum bitmek tükenmek bilmeyen bu olumsuz tablonun gidişatı 12 Eylül Darbesi’nin önünü açmıştı.

İhtiyarların bahsettiği tüp, yağ kuyruğu sadece CHP iktidarlarında değil, aynı zamanda Süleyman Demirel’in zamanında da yaşanmıştır.

yazar

Yazar: Thebat

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum